Metin Kunt’un Ardından

Tarih Bölümü olarak bölümümüzün kurucularından, Osmanlı tarihçiliğinin öncü isimlerinden Metin Kunt’u kaybetmenin acısını yaşıyoruz.

Metin Kunt 1965 yılında Robert Kolej’in edebiyat programında lisans eğitimini tamamladı. 1971 yılında Princeton Üniversitesi’nde Yakın Doğu Tarihi programından doktora derecesini aldıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne gelerek bu kurumun bir kamu üniversitesi olarak şekillenmesinde önemli rol aldı. 1981 yılına kadar Boğaziçi Üniversitesi’nde görev alarak sonraki dönemde Tarih, Batı Dilleri ve Edebiyatları, Türk Dili ve Edebiyatı ve Felsefe bölümlerine ayrışacak olan Beşeri Bilimler Programı’nın yöneticiliğini yaptı. Türkiye’den ayrıldıktan sonra 1986-1998 yılları arasında Cambridge Üniversitesi’nde daha sonra da Sabancı Üniversitesi Tarih programında görev yaptı.

Metin Kunt, özellikle on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Osmanlı yönetimi ve yönetici sınıfı hakkında yaptığı yayınlarla Osmanlı tarihçiliğinde saygın bir yer edindi. 1978 yılında Boğaziçi Üniversitesi Yayınları tarafından Sancaktan Eyalete: 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi başlığıyla ve 1983 yılında Columbia University Press tarafından The Sultan’s Servants: The Transformation of Ottoman Provincial Government, 1550-1650 başlığıyla basılan çalışması, o döneme kadar Osmanlı tarihçiliğine damgasını vuran “gerileme” paradigmasının ötesine geçilmesine önemli katkıda bulunmuş öncü bir çalışmadır. Kunt, yeniçağ Osmanlı tarihinin çeşitli veçheleriyle ilgili yayınladığı çok sayıda makalenin yanı sıra, Bir Osmanlı Valisinin Yıllık Gelir-Gideri: Diyarbekir 1670-71 (Boğaziçi Üniversitesi, 1981) başlıklı bir kaynak çalışmasını da alana kazandırdı. Kunt ayrıca  editörlüğünü Christine Woodhead’le birlikte üstlendiği Süleyman the Magnificent and His Age: The Ottoman Empire in the Early Modern World (Longman, 1995), ve editörlüğünü Jeroen Duindam ve Tülay Artan’la birlikte yaptığı Royal Courts in Dynastic States and Empires: A Global Perspective (Brill, 2011) başlıklı iki derleme kitap yayınlamıştır.

Kendisini yalnızca tarih alanına yaptığı katkılarla değil, zarif ve cömert kişiliği ile de daima hatırlayacağız.