Bölüm öğretim üyelerimizin yeni yayınlarından...

13. ve 14. yüzyıllarda Gırnata’nın Arap hükümdarları tarafından kurulan Elhamra Sarayı Reconquista’nın ardından unutulmaya yüz tutmuştur. Bu sarayın “tekrar keşfi” ilk önce 18. yüzyılda İspanyollar tarafından gerçekleştirilmiş, ardından da artan bir yabancı ziyaretçi akınıyla birlikte Elhamra 19. yüzyılın başlıca turistik mekânları arasına girmiştir. Bu ziyaretlerin birçoğunun izlerine metin, fotoğraf ve özellikle de 1829’dan beri tutulmakta olan Elhamra’nın ziyaretçi defterinin sayfalarındaki yorumlarda rastlamak mümkündür. Yazar bu ilginç malzemeyi kullanarak Elhamra’nın bu dönemde algılanma ve manasına yeni bir yorum getirmektedir.

Chateaubriand’dan Owen Jones’a, Washington Irving’den Jean-Léon Gérôme’a kadar Batılılar Endülüs’ün romantik ve oryantalist temalarla bezeli bir imajının inşa etmişlerdir. Fakat bu Batılı tutkunun arkasında gizlenen Elhamra’nın “Şarklı” ziyaretçilerini unutmamak gerekir: Mağrip’ten gelen çok sayıda ama genellikle sessiz kalan ziyaretçiler; bazen Batılılardan daha oryantalist olabilen Osmanlı diplomat ve seyyahları; ve tabii ki “Arap Dirilişi” Nahda’dan esinlenen milliyetçiliğin etkisindeki Maşrik Arapları.

Ziyaretçi defterinin, dönem basının ve seyyah anılarının ışığında ortaya çıkan bu karmaşık ve kesişen bakışları inceleyen yazar, Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney, İslam ile Hristiyanlık, merkez ile çevre arasındaki ilişkileri kültür tarihi kapsamında el almaktadır.